4/13/2012

Ergenlik hem ergen hem de ailesi için zorlu bir dönemdir. Peki neden? Ergenlere ve ailelerine notlar


Ergenlik hem ergen hem de ailesi için zorlu bir dönemdir. Peki neden?


Öncelikle ergenin yaşadıklarına odaklanalım. Çocukluktan ergenliğe gecen kişi artık birey olmanın savaşını vermeye baslar. Çocukken hayatımızdaki en önemli figürler aile iken ergenliğe geçişle beraber arkadaşlıklar ön plana geçmeye baslar. Aile tarafından onay görme ve sevilme hala önemlidir ama buna ek olarak arkadaşlar tarafından kabullenilme ve sevilme de bir ihtiyaç olarak görülmeye başlanır. Sosyal çevrenin önem kazanmasının yani sıra ergenin sorumlulukları da gittikçe artar. Okula giden bir ergenin derslerine daha çok çalışması ve bunu da bir programa oturtması gerekmeye baslar. Günümüz eğitim sisteminde lise geçiş sınavı ve geç ergenlikte de üniversite sınavı kişinin hayatında önemli donum noktaları haline gelmiştir. Bu sınavlarda başarılı olmak ve istediği okullara girebilmek adına birçok ergen sınav kaygısı da yasamaktadır. Hormonların da etkisi ile karsı cinsle ilişkiler de bu dönemde önem kazanmaya baslar. Çocukken çok da önem teşkil etmeyen karsı cins artık ilgi alanına girmeye baslar. Artık karsı cins tarafından beğenilme de önemlidir. Aile ile ilişkiler bu dönemde daha çatışmalı bir hal alabilir. Ergen ailesi tarafından anlaşılmadığını, yeterince birey yerine konmadığını düşünebilir. Ailenin istek ve kaygıları ergen için saçma olabilir. İzin almak problemli bir mesele haline gelebilir. Bu noktada aile ile nasıl bir anlaşmaya varabileceklerini bilemeyebilir ve umutsuzluğa kapılabilir. Tüm bunların yanında ergen fiziksel değişimine de alışmaya çalışmaktadır. Vücudu, sesi (erkeklerde) değişir. Bu geçiş döneminde kendi vücudundan memnun olmama da sık karşılaşılan bir problemdir.

Duruma yukarıdan baktığımızda ergenin hayati, okul, arkadaşlar, aile, fiziksel değişim ve hormonla değişikliklerin etkisi ile cinsel dürtüler gibi birçok alanda değişime uğramaktadır. Ergen bu geçiş döneminde tüm bu alanlardaki yeniliklere adapte olmaya çalışır. Ne çocuktur ne de bir yetişkinin olgunluğu ve tecrübesine sahiptir. Problemler en çok bu sebeple çıkar. Birey olmak isteyen ergen aslında sorumluluklarının artmasına yeni yeni alışmaktadır. Bu alışma döneminde de yeni düzenin çeşitli alanlarında uyum sağlamakta problem yasaması ve bocalaması çok doğaldır. Kişiliğini oluşturmaya çalışan ergen etrafındaki kişilerden (aile ve arkadaşlar) aldığı geri bildirimlere karsı çok duyarlıdır. Bu sebeple daha kolay öfkelenebilir, kaygılanabilir, üzülebilir, umutsuzluğa kapılabilir.

Anne-Baba olarak neler yapabilir?

Ergen için bu dönemde en önemli şey destektir. Çevresinden destek görme ihtiyacı hisseden ergenin ailesi ile ilişkileri bu anlamda çok önemlidir. Aile ile çok çatışma yaşıyor olsa da bir ergen normal şartlarda zorda olduğunda ailesine koşar. Ailesine sığınma ve onlardan destek görme ihtiyacındayken ailenin bu isteğe cevap vermeye çalışması önemlidir. Tabii ki anne babalar da bu dönemden gecen çocuklarına karsı nasıl davranacaklarından emin olamayabilirler. Burada amaç en iyi anne baba olmaya çalışmak değil yeterince iyi olabilmeyi hedeflemektir. Yeterince iyi olabilmek çocuğu koşulsuz sevmek ve bunu çocuğa yansıtmaktır. Çocuk ya da ergen kendisinin sevilmediğini düşünmeye başladığında aileden iyice uzaklaşır ve problemler artar. Birçok zaman anne-babalar çocuğun davranışlarından hoşlanmazlarken bunu sanki çocuğun kendisinden hoşlanmıyormuş gibi ifade edebilirler. Amaç davranışın değişmesi iken sanki çocuğun kişiliğine saldırıyormuş gibi bir ifade kullanabilirler istemeden de olsa. Örneğin, derslerine çalışmayan bir çocuğun ders çalışmasını isteyen ebeveyni “Senden adam olmaz.” veya “Sen tembelsin.” gibi ifadeler kullandığında çocuk bunu kişisel alır.  Bu tip iletişim problemleri her yastan kişiler arasında yaşanır ancak geçtiği dönem itibariyle daha da hassas olan ergen bu tip durumlarda daha çok incinebilir. Ergen zaten yeni yeni oturtmaya balistiği kimliğinin kendisine en yakın hissettiği ailesi tarafından beğenilmediği düşüncesine kapılır ise kendisi ile ilgili olumlu bir algı oluşturmakta zorlanır. Bu sebeple ebeveynler çocuklarının davranışlarını hedefleyen ifadeler kullanmaya ve sevmediklerinin çocuklarının kendisi değil davranışı olduğunu vurgulamaya önem göstermelidirler.
Duygularını uçlarda yasamaya meyilli olabilen ergenlerle iletişim kurmak zor olabilir ebeveynler için. Bir ebeveyn yetişkin olanın, tecrübeli olanın ve örnek olacak olanın kendisi olduğunun ayırdına varıp sabırla çocuğuna destek olmaya devam etmeye çalışmalıdır. Sürekli öfkeli bir şekilde tepki veren ebeveyn çocuğunu kendinden uzaklaştıracağı gibi, çocuğuna bu şekilde davranmayı da örneklemiş olur. Ayni şekilde pes edip ilgisiz davranan bir ebeveyn de çocuğunu kendisinden uzaklaşırmış olur. Bu durumlarda çocuk güvendiği birine ihtiyaç duyduğunda bunu aileden bulamaz ve arkadaşlar on plana çıkar. Kendisi gibi bir geçiş döneminde olan ve benzer silkintileri yasayan arkadaşları ise asla güven duyulan bir anne-babanın yerini tutmaz.
Başkalarını örnek göstermek, başkalarıyla karşılaştırmak da yalnızca ergenin tepki duymasına sebep olur. Kardeşiyle, kuzeniyle ya da bir arkadaşıyla karşılaştırılan ergen karşılaştırıldığı kişi ile de ilişkisinde problem yasayabilir.
Önemi azımsanan bir başka yaklaşım da yargılamadan çocuğu dinlemeye gönüllü olmaktır. Çocuğunuzla onu yargılamadan ya da öğütler vermeden sadece onu anlamak için dinlemenin önemi çok büyüktür. Anlaşılmadığını düşünen bir ergen anne-babasının (onu istediği kadar anlayamasa da) anlamaya çalıştığını gördüğünde bunun karşılığında o da anne-babasını anlamaya çalışacaktır. Açıklama yapmadan yasaklar koymak çocukluktaki gibi ise yaramaz. Eğer açıklanabilecek bir sebebi varsa izin verilmediğinde bunun sebebini açıklamak, açıklanamıyorsa da bunun bir mantiyi olduğu ancak açıklayamayacağını ifade edilirse “Sana açıklama yapmak zorunda değilim. Yapamazsın diyorum, o kadar!”dan daha etkili olur. Ergenlikteki çocuğunuzla inatlaşmak ise yaramaz. O, siz onu kısıtladıkça daha çok istemediğiniz davranışlara yönelir. Ancak çocuğunuzla işbirliği kurarsanız iste o zaman bir hata yaptığında da size koşar, sizden korkmaz ve fikrinizi önemser. Siz ona saygı duyarsanız o da size saygı duyar.

Anne-Babaların yapabileceklerinin bir kısmini özet maddeler halında su şekilde sıralayabiliriz:
·      
  •    Koşulsuz sevgi göstermek (sadece başarılı olduğunda ya da hoşa giden bir şey yaptığında değil)
  •    İfadenin odağında davranış olması (kişilik değil) (Örn. “Tembelsin.” yerine ders   çalışma düzenini    değiştirmesi ile ilgili yardımcı olmak)
  •   Başkaları ile karşılaştırmamak (Örn. Kardeşleriyle)
  •   Sabır ve sevgi ile destek olmak
  •   Yargılamadan dinlemek ve sohbet etmek
  •    “Hayır.” derken açıklama yapmak
  •  İnatlaşmak yerine işbirliği yapmaya çalışmak
  •   Saygı duymak


Not. Çocuğunuz ile arkadaş gibi olmayı hedeflemek boşadır! Kendi yaşıtlarından arkadaşları vardır/olacaktır ama onun güvenebileceği, kendisine yon gösterebilecek ve anlamaya çalışacak bir anne-babaya ihtiyacı olacaktır.

Ergene notlar


Bu dönemde en çok zorlanan sensin aslında. Dışarıdan sürekli problem yaratan kişi gibi görünüyor olabilirsin ama asıl problemlerle/hayatındaki değişikliklerle savaşan ve en çok yorulan sensin.
  •    Kimsenin, özellikle ailenin seni anlamadığını düşünüyor zaman zaman umutsuzluğa kapılıyor olabilirsin.
  •        Ailenle çatışıyor, eskisinden daha çabuk öfkeleniyor olabilirsin. Ailenden izin almaktan nefret ediyor olabilirsin.
  •        Senin hayatını kısıtlayıp, hiçbir şeye izin vermediklerini düşünüyorsun belki.
  •        Derslerle başın dertte olabilir. İçinden ders çalışmak değil gezmek, eğlenmek gelirken ders çalışmanın gerektiğini biliyor ama bir türlü çalışamıyor, program yapamıyor olabilirsin. E bu durumda ailen de senin tepende sürekli sana “Ders çalış!” diyor olabilir.
  •   Arkadaşlarınla problemler yaşıyor olabilirsin. Okulda popüler olmak, arkadaşların tarafından sevilmek çok önemli olabilir senin için.
  •       Görünüşünü hiç beğenmiyor, sürekli kendine bir kusur buluyor olabilirsin.

Tüm bu konularda ve daha birçok konuda bazen sorunlar yaşıyor ve ne yapacağını bilemiyor olabilirsin. Bu durumlarda bazen kendin çözümleyebilirsin bazen de elin kolun bağlanmış gibi çaresiz hissedersin. Kimi zaman bu çaresizlik duygusu kısa sürer, kimi zaman kurtulmak için çırpınırken daha çok batarsın rahatsız olduğun durumun içine. İşte böyle çok yorulduğunu, ailenle iletişim kuramadığını, her şeyin üstüne geldiğini düşündüğün zamanlarda bir uzmandan yardım alabilirsin.

Bu tür problemlerle ilgili yardım almayı bazı insanlar bunu acizlik olarak görebiliyor. Belki sen de öyle görüyorsun. “Kendim başa çıkarım ben.” diyorsun belki. Grip olduğunda doktora gidip ilaçlarla daha çabuk ve rahat geçmesini de seçebilirsin, biraz daha uzun sürede ve biraz daha sıkıntılı bir şekilde ilaç almadan geçmesini bekleyerek de. Yani grip ilaçsız da geçebilir bazen evet ama daha sıkıntılı olur genelde. Bu durum da ona benziyor aslında. Evet, bazen kendin de başa çıkabilirsin problemlerle ama dışarıdan bakan, objektif bir göz ile de yürüyebilirsin bu yolda ki bu durumda daha rahat edebilirsin. Bazı zamanlar da olur ki yardım almayı geciktirip daha çok acı çekmeye gerek yoktur çünkü yardımsız geçmez sadece daha beter olur.

Uzun lafın kısası şu:
  •          Eğer eskisi kadar mutlu değilsen
  •          Bir süredir problemler yaşıyorsan ve artık biraz daha işleri yoluna koymak, bir şeyleri değiştirmek istiyorsan
  •          Üzüntü, kaygı, öfke gibi duygularla boğuşmaktan yorulduysan
  •          İletişim kurmakla ilgili kendini geliştirmek istiyorsan (ailenle, arkadaşlarınla)
  •          Kendini sevmiyor, kendinle daha barışık olmak istiyorsan

bunları bir uzman (psikoterapist) ile beraber daha kolay yapabilirsin. Senin göremediğin bazı sebepleri psikoterapi sırasında fark eder ve seni yargılamayan bir kişi ile beraber düşünürsün yaşadıkların üzerine. Duygularını, düşüncelerini daha net görürsün bazen. Bazen harekete geçemiyorsundur ve bu şekilde daha kolay plan yapar ve harekete geçersin. 

Bu dönemden geçerken yolun bir kısmını beraber yürümek istersen ben buradayım.
  






Photo: Copyright (c) 123RF Stock Photos