9/06/2012

Mükemmel Olma "İhtiyacı"


Mükemmel Olma “İhtiyacı” 



Son zamanlarda herkes olabildiğince iyi görünmek, elinden gelenin en iyisini yapmak, kısaca her şeyde en “mükemmel” olmaya çalışır oldu. Başarana rastlayan var mı?  Mükemmel bir tanıdığı olan, bunun mümkün olduğunu düşünen var mı? Böyle sorunca eminim cevabınız “Hayır.” olacak. Yine de mümkün olmadığını bile bile mükemmel olmanın peşinde değil mi birçoğumuz? İşte bu yazıda, bu konudan ve kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmek için ne yapabileceğimizden bahsedeceğim. 

Bu noktada beden algımızın da “mükemmellik” yanılgısı ile çarpıtılmasında büyük bir rol oynayan medyadan bahsetmemek olmaz. Medyada selüliti olanların bazen acımasızca eleştirildiğini, doğum sonrası “sıfır beden”e düşenlerin alkışlandığını görüyoruz. Üstelik kadınlar olarak tek bir özellikle de paçayı sıyıramıyoruz. “sıfır beden”, selülitsiz, dolgun dudaklı, fındık burunlu, uzun boylu, ince belli, büyük memeli, Brezilya popolu, ışıl ışıl saçlı, bebek gibi bir teni olan seksi varlıklar olmamız mümkün mü? Hatta bu ne için gerekli olabilir? Sevilmemiz için mi? Zengin olmak için mi? Başarılı olmak için mi? Hadi diyelim vücudunuzun önem taşıdığı bir iş yapıyorsunuz, bu durumda başarılı ve zengin olmanıza belki katkıda bulunabilir. Yine de mutlu olmanızı, sevilmenizi gerçekten sağlar ya da olasılığını artırır mı? Evet, daha çok ilgi görürsünüz o kesin ama samimi duygular ile sevilmenizi sağlar mı?

İlgi ile sevginin karıştırıldığı ve bu sebeple bol bol hayal kırıklığına uğradığımız bir dönemdeyiz. Saygının sıkıcı görüldüğü ve macera dolu, tutkulu aşklar dışındaki ilişkilere burun kıvırılan bir dönem bu dönem. Çekici olmak, seksi olmak önümüze hedef olarak konmuş durumda. İçten bir gülümseme ile hafif aralık ıslak dudaklar yarıştığında ıslak dudaklar açık ara önde oluyor artık. Bu yönelimi şarkı sözlerinden bile takip etmek oldukça kolay. Elbette, şarkı sözlerinde cinsel içerik uzun yıllardır var ancak şekli ve yoğunluğu değişti. Eski şarkılarda daha gizli veya romantizm ile karışık işlenen seks teması şu an daha direkt ve yalnızca seks halinde.  Bir başka deyişle, "Eskiden şarkı sözlerinde  'sevişme' teması vardı; şimdi  ise 'seks yapma' teması." denebilir.

Erkekler için de çok iç açıcı değil durum elbette. Erkekler için beden üzerinde çok durulmasa da onlar için de üçgen bir vücuda sahip olmak/kaslı olmak tercih ediliyor. Kaslı olmak, güçlü olmak elbette evrimsel olarak tercih sebebi olagelmiş ancak bu günlerde buna verilen önemin gereğinden fazla arttığını görüyoruz. Erkekler için durum biraz farklı “çirkin” de olsa başarı ile durumu kurtarabilir. Bir bakıma kadınların “güzel olma zorunluluğu” erkeklerde “başarılı olma zorunluluğu” halinde. Başarı derken elbette paradan bahsediliyor. Günümüzün başarı tanımı kendi idealleri doğrultusunda bir iş yapmak ve bu durumdan memnun olmak değil.

http://tatsdelacruzdesign.blogspot.com/2011/08/barbie-and-ken.html
Özetle, Kaslı ve zengin erkekler olmalıyız ki Barbie gibi kızları elde edelim. gibi bir durum söz konusu. Spor salonlarında çoğunlukla açık olan Fashion TV bu anlamda her iki gruba da hitap ediyor. Birçok kadın o kadınlara benzeme motivasyonu ile spora devam ederken, yine birçok erkek de o kadınlara ulaşma motivasyonu ile daha kaslı olmaya çalışıyor. Günümüzdeki eğilim bu yönde.

Şimdiki ergenler, beceriler, genel kültür, içtenlik, iyi niyet gibi özelliklere değil güzelliğine ve bununla doğru orantılı olarak popüler olması göre arkadaş seçer oldu. Bir de giyimine göre elbette.

Modanın hem kendi güzel gösterme hem de zenginliği gösterme için işe yaraması göz önüne alınırsa neden her yeni jenerasyonda daha da önem kazandığı anlaşılabilir. Seksi olmanın hedef olarak konması düşünülürse de çıplaklığın neden arttığı anlaşılabilir. Çıplaklık ile moda şovlarında mankenlerin memelerinin gözükmesini, filmlerde açık sahneler olmasını veya uygun bir yerde şortla büstiyer giymeyi kast etmiyorum. İşin şov kısmı, sanattaki çıplaklık ve kişilerin kendi tercihleri hariç seksi olmak adına kendini çıplaklaştırma çabasından bahsediyorum.

Fiziksel güzellik, maddi olanakların çok olması, güzel kıyafetler giymek hepsi aslında özünde olumlu sayılabilir. Estetik ameliyat olmak da gayet olumlu bir seçenek olabilir kimi zaman (gerçekçi kriterler ışığında ve mükemmellik arayışının parçası olmadığı durumlarda). Elbette kişi bir yerini beğenmiyor ise ameliyat olma özgürlüğüne sahiptir ancak mükemmellik arayışının bir kırıntısı ise zaten asla kişi tatmin olmayacak biri bitse bir yenisine takılıp kendini beğenmeyecektir. Bu anlamda estetik operasyonlar öncesinde psikolojik değerlendirme önem taşır. İşin çığırından çıktığı nokta kendini “Başarılı adam”, “Güzel kadın” vb. gibi tanımlayabilmek uğruna hayatını yalnızca bu odakta yaşamaya başlamakta. Kendi değerini bu kriterler ile sınırlı olarak belirleyen kişi kaçınılmaz olarak hep ama hep eksik hisseder. Çünkü “En …” olmak mümkün değil. Hep daha uzun boylu, daha zengin, daha güzel gözleri olan, daha fit bir vücudu olan olacak. Bunun başka yolu yok “ne yazık ki” (aslında iyi ki)! Hepimizin bu imkânsızlıklar peşinde ömrümüzü tüketmekten kurtulmamızı umuyorum. 

Peki, ne yapabiliriz? Kendinizi mükemmellik peşinde mutsuz ettiğinizi fark ediyorsanız veya bir yakınınızda (çocuklarınız, arkadaşlarınız vb.) bu eğilimleri görüyorsanız bu durumu değiştirmek için harekete geçebilirsiniz. Bunun en kolay yolu da psikoterapidir. Bu süreçte kendinizi daha iyi tanır sadece bir iki özellikten ibaret olmadığınızı, rengârenk bir kişilik olduğunuzu (herkes gibi) görürsünüz. 

Kendimizi olduğu gibi kabul edip, daha çok sevdiğimiz günler diliyorum.

Sevgiler,

Mine Hasırcı