1/25/2012

Klinik psikolog mu daha iyi, psikiyatrist mi?

Bu soru net bir cevabı olmayan bir sorudur çünkü beraber çalışan iki farklı uzmanlık alanına mensup kişileri karşılaştırır. Unutulmaması gerekir ki ilaç tedavisi gerektiren durumlarda başvuracağınız kişi psikiyatristlerdir çünkü ilaç tedavisi alanında uzmanlaşmış olan kişiler psikiyatristlerdir, psikologlar değil. Psikoterapi için ise böyle bir ayrım söz konusu değildir. Bir klinik psikolog çok iyi bir psikoterapi eğitimi almış olabilirken bir psikiyatrist psikoterapi alanında yeterli donanıma sahip olmayabilir. Aynı şekilde bunun tersi de geçerli olabilir. Türkiye'de henüz gerekli düzenleme yapılmamış olduğundan gittiğiniz terapistin psikoterapi konusunda yeterli bir eğitimi olup olmadığını anlamak özen gerektirmektedir. Bu nedenle gittiğiniz psikoterapistten eğitimi hakkında sizi bilgilendirmesini isteyebilirsiniz. Bu sizin hakkınızdır. 

Bir yanılgı da şudur: “Ben ilaç almak istemiyorum. O yüzden asla psikiyatriste gitmem.”. Bir psikoloğa başvursanız bile ilaç tedavisi gerektirecek bir durum ortaya çıkar, tespit edilirse psikoloğunuz sizi bir psikiyatriste yönlendirmekle yükümlüdür. Benzer şekilde görüşmeye gittiğiniz psikolog veya psikiyatrist sizinle görüştüğünde bu konuda yeterli olmadığını fark ederse yine sizi bir başka uzmana yönlendirmelidir. Bazı durumlarda bu terapinin başında değil ortalarında da ortaya çıkabilir. Örneğin, ilk görüşmelerde konuşulmayan ve terapistin uzmanlığı dışındaki bir durum ortaya çıktığında yine başka bir uzmanla görüşülmesi konusunda terapistiniz sizi yönlendirecektir. 

“Psikologlar muhabbet eder; psikiyatristler hemen ilaç yazar.” da bir başka yanlış inanıştır. Psikoterapi konusunda kapsamlı bir eğitim almış bir klinik psikoloğun yaptığı muhabbet etmek değildir. Psikoterapi muhabbet etmekten çok farklı bir süreçtir. (Detaylı bilgi için “Psikoterapi nedir?” başlıklı yazıma başvurabilirsiniz.) Psikiyatristlerin ilaç yazma meraklısı oldukları da ayrı bir yanlış inanıştır. Muhabbet eden psikoterapi konusunda yetkin olmayan kişiler de psikolog gibi kendilerini tanıtabilirken, kimi psikiyatristler de etik olmayan bir şekilde yeterli bilgi almadan tedavi planlıyor olabilirler. Bu iki durum da meslek etiğine uymayan kişilerin yaptıkları ile mümkündür. Bu gibi örneklerden yola çıkarak psikologların ve psikiyatristlerin tümü hakkında çıkarımlarda bulunmak yanlış olacaktır. Alanında etik kurallara bağlı bir şekilde çalışan birçok uzman bulunmaktadır. Seçiminizi bu uzmanlar arasından yapmak açısından güvendiğiniz bir ruh sağlığı danışanından yardım isteyebilirsiniz. 

Özetle, psikiyatristler ve psikologlar beraber çalışabilirler. Psikiyatrist ilaç tedavisini yürütürken bu konudaki psikoterapi alanına daha hakim olan bir klinik psikolog psikoterapiyi yürütebilir. Birçok uzman gerektiği durumlarda bu şekilde çalışmaktadır. Elbette, kendisi psikoterapi konusunda yeterli düzeyde eğitim almış bir psikiyatrist psikoterapiyi ilaç tedavisi ile birlikte kendisi yürütmeyi seçebilir. Yani, toptan biri diğerinden daha iyidir ya da daha yetkindir kanısına ulaşmak yanlış olur. İlaç tedavisi için yetkin kişiler psikiyatristlerdir ancak psikoterapi konusunda kimin daha yetkin olduğunu söylemek için psikoterapistlerin psikoterapi konusunda aldıkları eğitimleri karşılaştırmak gereklidir.

1/13/2012

Sınav Heyecanı ve Kaygısı : Eyvah Yine Sınav!


Sınavlardan önce ve sırasında kaygılanıp, kendiniz yiyip bitiriyor musunuz? Sınavdan önceki gece ertesi günü kafanızda canlandırıp duruyor ve uyuyamıyor musunuz (ve tabii ki bu canlandırmalar hep felaketle sonuçlanıyor)? Siz de birçok kişi gibi sınav kaygısı yaşıyorsunuz.

Peki, sınav kaygısını herkes yaşar mı? Hangi noktada yardım almak gerekir? Nasıl düzelir? Psikoterapi işe yarar mı? Bu soruları sırayla yanıtlamaya çalışacağım.


1. Sınav kaygısını herkes yaşar mı?
Birçok kişi farklı düzeylerde de olsa sınav/performans kaygısı yaşar. Diğer bir deyişle performans göstermesi, sınanması söz konusu olan ortamlar ile ilgili endişe duyar. Örneğin, etrafınızdakilere şunu sorun: “Kalabalık bir grubun önünde bir konuşma yapman gerekecek. Kendini nasıl hissedersin?”. Büyük bir çoğunluktan “Kaygılanırım.”a yakın bir cevap alacaksınız. Dinleyici sayısına ve farklı özelliklerine (örneğin bu kişilerin yönetici, iş arkadaşı veya arkadaş olması gibi) göre bu kaygının da düzeyi değişecektir ama kimse aslında öyle zannettiğiniz gibi çok rahat değil. Aynı şekilde “Önemsediğin bir sınavın var yarın. Sınav öncesinde ve sırasında nasıl hissedersin?” diye sorsanız alacağınız yanıt diğer örneğe benzer şekilde yine kaygıyla bağlantılı olacaktır. Yani neredeyse herkes bir düzeyde yaşadığınız kaygıyı yaşıyor ama farklı düzeylerde ve şekillerde. Özetle, zannettiğiniz kadar yalnız değilsiniz!


2. Hangi noktada yardım almak gerekir?
Bu sorunun cevabı çok basit: Kendiniz bu kaygıyla boğuşur ve başa çıkamaz hale geldiğinizde ya da başa çıkmaya çalışmaktan yorulduğunuzda. Örneğin, biraz kaygılanıyorsunuz ama bu durumdan da kaçmıyor, biraz gergin olsanız da performans gösterebiliyorsanız ve performansınız etkilenmiyor size çok daha fazla bir rahatsızlık vermiyorsa bu durum, muhtemelen yardım arayışına girmezsiniz. Fakat eğer, bu kaygı sizin performansınızı etkiliyorsa, uykularınızı kaçırıyorsa, bu durumdan (sınav, performans gerektiren durum) kaçmaya çalışıyor ya da kaçıyorsanız işte o zaman kendinize bir iyilik yapın ve psikoterapiye başlayın. 


3. Nasıl düzelir?
Bu sorunun da cevabı çok şaşırtıcı değil: Psikoterapi ile. “Peki, hangi tür psikoterapi?” diye sorarsanız çok yerinde bir soru olur bu. Birçok farklı türde psikoterapi uygulaması yapılmaktadır ve bazı durumlar için bazı türdeki terapiler diğerlerine kıyasla daha etkili bulunmaktadır.


Kaygıya dair yaşanan problemlerde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)'nin etkinliği artık tartışılmaz bir hale gelmiş durumdadır. Sınav ve performans kaygısı için de ruh sağlığı alanında çalışan birçok profesyonel tarafından BDT tercih edilmektedir. 


4. Psikoterapi işe yarar mı?
Bu tip durumlarda BDT yönelimli terapilerin etkin olduğundan bahsetmiştim. Sınav/performans kaygısı yaşayan kişiler genellikle bu yönelimdeki bir terapiden fayda görmektedirler. Terapi sürecine bağlı olarak değişebileceği için net bir zaman aralığı vermek mümkün değildir ancak ortalama 8-20 seans aralığında bir süre içerisinde fayda görülür. 


5. Neden işe yarar? Mantığı ne?
BDT düşüncelerimizi ve davranışlarımızı daha rahat edeceğimiz alternatifleri ile değiştirmeye odaklanmaktadır. Bu değişiklikler ile beraber duygumuz da değişir. Örneğin, sınav durumunda sınav öncesi kurduğumuz felaket senaryolarını ve sınava girmekten kaçınmaya çalışma davranışımızı hedef alır. BDT'de bu gibi durumlarda düşünce ve davranışlar üzerinde çalışırken etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış gevşeme egzersizlerinden de faydalanılabilir. BDT'nin neden etkili olduğuna dair daha detaylı bilgi için “Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)” yazıma başvurabilirsiniz.

“Hiçbir şey yapasım yok.”: Depresyonda mısınız?

İçinizden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa, uyanıp yataktan kalkmak, yemek yemek, sevdiklerinizi görmek onlarla vakit geçirmek anlamsız gelmeye başladıysa depresyonda olabilirsiniz. Ancak, burada önemli olan nokta böyle hissettiğiniz ilk günden “Depresyona girdim.” diye bir sonuca varmamanız. Çünkü depresyonda olmanız için en az 2 hafta boyunca yukarıda bahsettiğim şekilde şikâyetleriniz mevcut olmalı. Hayattan her gün aynı derecede keyif almıyoruz. Bazı günler daha isteksiz ve keyifsiz olabiliyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi her böyle hissettiğimizde depresyona girdik anlamına gelmiyor.

Depresyon dediğimiz aslında tek başına bir hastalık ya da bir bozukluk değil.
Depresyonu daha çok bazı bozuklukların işareti olarak görmek daha doğru olur. Depresyon, majör depresif bozukluk, bipolar bozukluk gibi bazı duygudurum bozukluklarına işaret edebileceği gibi birçok başka bozukluğa da eşlik eder. Örneğin kaygı bozuklukları yaşayan kişiler çoğunlukla depresyon semptomları da gösterirler.

Peki, 2 haftadan fazla bir süredir yukarıda bahsettiğim şikayetleriniz sürüyorsa ne yapacaksınız? 


Bu durumda bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşmeye karar vermek ve en kısa sürede bu görüşmeyi ayarlamak en yerinde davranış olacaktır. Depresyonun ortaya çıkmasında etkili olan etkenlerin bir uzman eşliğinde belirlenmesi ve bundan sonrasında nasıl bir yol izleneceğinin kararlaştırılması yaşadığınız sıkıntıları olabilecek en kısa sürede aşmanıza yardımcı olacaktır. Özellikle de bipolar bozukluk gibi bazı bozukluklar mevcut ise bu durumda bu teşhisin konması ve gerekli ilaç tedavisi ve psikoterapinin düzenlenmesinin önemi daha da artmaktadır. Çünkü bu tür bazı bozukluklar kendiliğinden geçen ve tek başınıza başa çıkabileceğiniz durumlar değildir. Bu nedenle bir uzmana danışılması büyük önem taşır.

“Psikoterapi bana nasıl yardım edecek ki?” diyor olabilirsiniz içinizden şimdi. Depresyondaki umutsuz ve karamsar bakış açısı terapiden beklentilerinizi de düşürüyor olabilir. Psikoterapide ne şekilde çalışılacağı ve bunun mantığı hakkında şunları söyleyebilirim size: 


İlk görüşmede durumu olabildiğince net bir biçimde görebilmek adına sizin şikayetleriniz hakkında ve sizin hakkınızda detaylı bilgi alınır. Şu ana kadar denediğiniz sonuç alamadığınız yöntemler araştırılır ve bundan sonrası için terapiden beklentiniz ve hedefleriniz sorulur. İlk 1-2 görüşmede psikoterapinin yardımcı olabileceği alan içerisinde kalan hedeflere yönelik bir terapi planı oluşturulur danışan ve terapist tarafından. Bu planı terapist kendi başına oluşturmaz; Bilişsel Davranışçı Terapi’de her zaman olduğu gibi terapi planı da birlikte oluşturulur. Eğer şikayetleriniz ilaç tedavisi de gerektiriyorsa bir psikiyatrist ile ilaç tedavisine de devam edilmesi gerekir. Bu gibi durumlarda bir psikiyatrist ve bir psikolog beraber çalışabilir veya psikoterapi konusunda yetkin olan bir psikiyatrist psikoterapiyi ve ilaç tedavisini kendisi yürütebilir. Psikiyatristinizin düzenlediği ilaç tedavisini kendiniz değiştirmemeniz, kesmemeniz, yeniden başlamamanız ve etraftan duyduğunuz ilaçları tavsiye yoluyla psikiyatristinize danışmadan ilaç kullanımına başlamamanız çok önemlidir. Bu şekilde kendi ilaç tedavinizi planlamaya kalkışırsanız tedaviden faydadan çok zarar görebilirsiniz.

Önemli 
: İntihar düşünceleriniz var ise bu durumda yardım istemek için beklemeyin. Bu durumda “Arada bir aklıma geliyor; sonra vazgeçiyorum.” diye düşünüp harekete geçmeyi ertelememek gerekir. Bu nedenle, intihar düşünceleriniz zaman zaman da olsa oluyor ise bu durumu ciddiye alıp bir uzmana danışın ve bunu olabilecek en kısa zamanda yapmaya çalışın. Aynı şekilde bir yakınınız intihar düşünceleri olduğuna işaret eden ifadeler kullanıyorsa da bunu önemseyin ve yardım alması için destek olun. Bu tip işaretleri önemsemeyip sonradan pişmanlık duymak yerine en kısa sürede harekete geçin.

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hosted Desktop