1/22/2014

Çocuğumu Şımartır mıyım?


Bu soru, endişeli ebeveynler tarafından en sık sorulan sorulardan biridir. “Her ağladığında alırsam bebeğimi şımartır mıyım?, “Gece uyandığında bebeğimi kendi yatağıma alırsam onu şımartır mıyım?”, veya: “Kayınvalidem çocuğumun, bebeğimi  istediği zamanlarda beslediğim için arsız bir çocuk olacağını söyledi.”

Herkes şımarık bir çocuk yetiştirme fikrinden ürküyor, fakat gerçekten bir bebeği şımartmanız mümkün mü?



Uzmanlara göre, bir bebeği şımartmak gerçekten imkansız. Çocuğun gelişiminin bu erken döneminde, bebeğin temel ihtiyaçları hayatta kalmak ve sevildiğini hissetmektir. Bebek bu temel ihtiyaçları ile ilgili tamamen ebeveynlerine bağımlıdır. Hatta bazıları bu güçlü bağı vurgulamak için, bebeğin ayrı bir varlık olduğunu bilmediği ilk birkaç aya “4. Trimester” (dördüncü üç aylık dönem) der. Bu sebeple, bebeğin tutarlı ve sevgi dolu bir şekilde beslenmesi, rahatlatılması ve ona sahip çıkılması bebeğin güvende hissetme, etrafındaki dünyaya güvenme ve olumlu bir kendine güven duygularını oluşturmasını sağlar.

Bağlanma teorisi hakkındaki son araştırmalar, ebeveyn duyarlı bir şekilde ve doğru zamanlama ile çocuğunun ihtiyaçlarını karşıladığında çocuğun kendisine bakan kişiye güvenmeyi öğrenmesinin yanı sıra “kendisini seven ebeveyn figürlerini” içselleştirdiğini gösteriyor. Bu içsel modeller çocuğun öz-düzenleme, kendini sakinleştirme becerilerini ve bağımsızlık hissini geliştirmesine yardımcı olur. Hayatının ilk zamanlarında çocuğun ebeveynleri ne kadar sevgi dolu olursa, çocuğun iç dünyası da o kadar zengin ve dolu olur ve çocuk da o oranda uyumlu olur. Uyumlu çocuk, daha fazla bağımsız oyun oynayabilme becerisine sahip olur, daha fazla kendine güvenir ve ebeveynlerine daha az muhtaç olur.  

6 ay civarında bebek ebeveynlerini kendinden ayrı olarak görmeye başlar. En sevdiği oyun anneciğinin bir kitabın arkasına saklanıp, bir anda ortaya çıktığı “Ceeee!” oyunu olur. Bu zamandan önce bebekte “nesne kalıcılığı” kavramı (Anne gitti ama geri gelecek.) zayıftır. Bebeğin dünyası hem bilişsel hem de motor beceriler anlamında (düşünme ve hareket etme anlamında) genişledikçe, büyük heyecanlar yaşar ve dünyayı oyun sahası olarak görür! Bu noktada bebeğin, ebeveynlerine güvenmeye ek olarak kendine de güvenmeyi öğrenmeye ihtiyacı vardır. Bebeğin güvenlik ihtiyaçları ve keşfetme arzusu el ele ilerler. Ebeveynler bebeklerinin oynamasına rehberlik ederek, yeni davranışları denemesi için yüreklendirerek ve sınırlar belirleyerek bebeğin başarmasına yardımcı olurlar.  

Bebeğin yaşına uygun şekilde sınırlar belirlemek, programlar yapmak ve bebeğin yalnız kalmasına izin vermek bebeğin kendine güvenini güçlendirir ve kendini daha da zorlayıcı olmaya başlayan bir dünyada güvende hissetmesine yardımcı olur. İşte bu zamanda, bebeğin yaratıcılık ve yeni becerilerde uzmanlaşma hissi gelişir.

Çocuğu oyuna katarken, kitap okurken, bebeği yatırırken veya sınırlar belirlerken, vb. durumlarda ebeveynler bazı temel prensipleri izleyebilirler:
  •          Bebeğinizin sözle ifade edilmeyen (bedensel) ipuçlarını okumaya çalışın.
  •          Bebeğinizin ne hissediyor olabileceğini teşhis etmeye çalışın.
  •          Bebeğinizin duygularının sizde nasıl bir etki yarattığını fark edin.
  •          Bebeğinizin deneyimini/yaşadığını, en iyi anladığınız şekilde söze dökün.
  •          Bebeğinize saygıyla muamele edin. HAYIR derken bile, yumuşak ama kendinden emin bir şekilde deyin.
  •          Kendinize karşı şefkatli olun. Sakin olmaya çalışın. Eğer çok bunaldığınızı, başa çıkamadığınızı hissediyorsanız, yardım alın.

Bu ilkeleri takip etmek hem sizin için hem de bebeğiniz için çok faydalı bir deneyim olacaktır ve siz bunu hak ediyorsunuz!


Yaffa Maritz (Clinical Director, Listening Mothers™, Reflective Parenting, The Community of Mindful Parenting)


Çeviren: Uzm. Psk. Mine Hasırcı