3/14/2014

“Toplumun psikolojik durumu gündemden nasıl etkileniyor?”


Son günlerde bana (ve eminim diğer psikolog arkadaşlarıma da) toplumun son zamanlarda Türkiye’de yaşananlarla ilgili nasıl etkilendiği soruluyor. Bu yazıyı yazma amacım herhangi bir siyasi yönelimi savunmak veya kendi siyasi görüşümü belirtmek değil. Bu anlamda gözlemlerimi olabildiğince yansız yazmaya çalışacağım.

Gruplaşma ve diğer grupta olarak gördüğü kişilere karşı öfkenin artışı git gide daha da net görülür hale geliyor. Sözel saldırılar her gruptan provokatörlerin de etkisi ile yer yer şiddete de dönüşmeye başladı. Her kesimi etkileyen bir huzursuzluk ve rahatsızlık (ajitasyon) durumu mevcut. Bunun temelinde bir belirsizlik ve gruplaşmadan kaynaklı düşmanlık duyguları göze çarpıyor. Şu an Türkiye’nin ne yöne gittiği ile ilgili herkesin kafası karışık gibi duruyor ve bu belirsizlik de gerginliği ve gelecek kaygısını artırıyor. İşin kötüsü belirsizlik ve gruplaşma da birbirini besliyor. Belirsizlikten huzursuz olan birey bir gruba ait olup kendini güvende hissetme ihtiyacını daha çok hissettiği için mensubu olduğu gruplara daha da bağlanıp, katılaşıyor. Grup aidiyetine bu kadar sarıldıkça da ötekileştirme artıyor, “bizden olmayan”a olan hoşgörü azalıyor ve empati kurma kabiliyetimizi bir kenara bırakıyoruz. Ne yazık ki, bu kısır döngü kırılmadıkça da gerginlik ve huzursuzluk artacaktır.

Toplum siyasi görüşlere, etnik özelliklere, dini inançlara göre daha da gruplaşmaya başladı. Hatta bu gruplar da son zamanda daha da bölünmüş; alt gruplar da birbirine düşmanca duygular beslemeye başlamış durumda. Belirsizliğin ve öfkenin tırmandığı bu ortamda, mantıktan uzaklaşıp eşin dostun birbirine sözel olarak saldırması da artıyor. Eskiden fikirlerin çatışması, düzeyli bir tartışma ile son bulurken artık çok daha sık hakaret ve aşağılama ifadelerine başvurulur oldu.
Görünen o ki, bu durum toplumdaki hemen hemen herkesi etkiliyor. Çevremde ve kendimde de bahsettiğim huzursuzluk ve rahatsızlığı gözlemliyorum.

Bu günlerden tek bir temiz çıkış var o da provokasyonlara karşı durarak, öfkelendiğimizde tamamen haklı olduğumuz bir durum bile olsa davranmadan önce düşünmektir. Galeyana gelerek, dürtüsel (düşünmeden, tamamen dürtülerimizin kontrolünde) davranmak hiç kimseye bir fayda sağlamayacak bizi daha da yaralayacak ve birbirimizden uzaklaştıracaktır.

Birbirimizi “öteki” değil, sadece “insan” olarak görebileceğimiz günlerin geri gelmesi dileğiyle…

Sevgiler

Uzm. Psk. Mine Hasırcı