12/01/2014

Hep Mutlu Olmalıyız(!)

Son yıllarda hep mutlu olmamız gerektiğine dair sözler duyar olduk. Üzgün olmak, öfkeli olmak, ağlamak, surat asmak, hatta dertleşmek “olmaması gereken şeyler” olarak adlandırılmaya başlandı. Bu akıma göre sürekli pozitif düşünen, mutlu hisseden ve gülen insanlar olmalıyız.

Pozitif düşünmekte, mutlu olmakta ya da gülmekte bir sıkıntı yok elbette. Sıkıntı diğer tüm duygularımızı yok saymaya başladığımız noktada başlıyor. 7 gün 24 saat mutlu olmak ve üzüntü, öfke gibi duyguları hiç hissetmemek insan doğasına aykırı.

 Öfke ve üzüntü vb. duygular olumsuz değildir!


Duygularımızın neye dönüşeceğinde söz sahibi olmak elimizde. Üzüntümü, kendime acıma ile devam ettirip yıkıcı bir hale getirebilirim. Ya da öfkemi, ortalığı darmadağın etmeye kullanarak daha mutsuz olmama sebep olabilirim. Oysa kuvvetle hissettiğim öfkeyi, bir şeyleri değiştirmek için de kullanabilirim bunun yolu da bunu azimle çalışmak için itici kuvvet olarak kullanmaktır.

Örneğin, hayvanlara eziyet edilmesiyle ilgili bir haber karşısında yoğun üzüntü ve öfke hissedebilirim. Böyle duyguları hissetmeyi reddetmek yerine bu durum için ne yapılabilir diye düşünebilir ve harekete geçip anlamlı bir davranış üretebilirim. Bu durumda “olumsuz” diye etiketlediğimiz ve kaçındığımız duygular gayet iyi bir amaca hizmet etmiş olur.

Peki çıkış yolu ne?
Duygularımızı yok saymak ve zorlantılı bir mutluluk şovuna kendimizi kaptırmadan “kabul” yolunu seçmek. 

 Kabulden kastım bir boyun eğiş değil. Duygularımızla savaşmayı bırakır ve neden böyle hissettiğimizi sorgularsak bu duygular ayağımıza dolanmaz, aksine bize yardımcı olur. Bir değişiklik yapmamız,  bir şeyleri değiştirmemiz için motivasyona ihtiyacımız olduğu kadar o değişikliği fark etmemiz de gerekir. Bir başka deyişle bir şeyden memnuniyetsiz olmamız gerekir (Tıpkı “Hayvanlara eziyet edilmesi” örneğinde olduğu gibi.).

Duygularımızı kabul etmek, onlardan kaçmamak ve yararımıza kullanabilmek için farkındalık uygulamaları ve özellikle farkındalık odaklı terapiler yardımcı olur. Psikoterapinin her türü, farkındalık sağlayabilir ancak bazı terapilerin odağı direkt farkındalık üzerindedir ve bu alanda daha etkili olabilirler. 

Farkındalık terapilerine ilgi duyan ve bu yönelimle çalışan bir uzmandan psikoterapi görmek işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.  

Not: Konu ile ilgili daha fazla bilgi almak için, benim psikoterapi yönelimim ile ilgili ve diğer sorularınız için çekinmeden bana yazabilirsiniz. (hasircimine@gmail.com)  

Sevgiler,
Uzm. Psk. Mine Hasırcı