4/01/2016

Koşulsuz Sevgi Nedir? Nerededir? Kendimi Nasıl Sevebilirim?


Herkes koşulsuzca sevilmek ister. Peki, kim gerçekten koşulsuzca sevebilir? Anne? Baba? Kardeş? Sevgili/eş? Arkadaşlar?


Yalnızca bir annenin koşulsuzca sevebileceği söylenir. Her anne koşulsuzca sever mi çocuğunu? Ne yazık ki hayır. Koşulsuz veya koşulsuza yakın sevgi duymayan ve göstermeyen bir anneyle büyüyen  uzun süre bazen de hayatı boyunca koşulsuz sevgi peşinde koşar. 

Yanlış kaynaklarda aranan koşulsuz sevgi hep hayalkırıklığı ile sonuçlanır ve koşulsuz olmadığı için çoğunlukla değersiz sayılır. Oysa bu beklentideki kişilere kendisinin o kişileri koşulsuz sevip sevmediği sorulduğunda genellikle bir şaşkınlıkla kendi sevgilerinin de gerçekten koşulsuz olmadığını fark ederler. 

Koşulsuz sevgi değersiz midir?

Elbette hayır. Sevdiğimiz kişileri koşullara, özelliklere dayanarak seçer ve severiz. Tabii ki bu her biliçli bir şekilde olmaz hatta çoğu zaman bunun ayırdında olmayız. Güzel yanı şudur ki koşulsuz sevmemek, karşınızdaki insanı sürekli değiştirmeye çalışmak veya sahte bir sevgi duyduğunuz anlamına da gelmez. 

Koşullar sevgiyi test ettiğinde, sevginizi sorguladığınız zamanlarda, seviyorsanız koşulları iyileştirmek için emek verirsiniz. Sevgiyi yaşatan en önemli unsurlardan biri emek vermektir.

Bu noktada bazılarınızın aklına “Selvi Boylum Alyazmalım” filmi gelmiştir. Tutku, sevgi, sadakat, güven, dostluk gibi unsurları sorgulamamıza vesile olan bu filmin en önemli repliklerinden biri  şudur: “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu… Sevgi emekti.”. 

Sevginin türleri vardır. Bu sebeple sevginin tek bir tanımı olduğunu söyleyemeyiz elbette. Buradaki tanım başrol oyuncusunun, yaptığı seçim ve değerlerine uygun olan tanımdır. Ancak her ne kadar izafi bir kavram olsa da sağlıklı ilişkiler için genellikle sadece tutkulu bir sevginin yeterli olmadığı, ilişkinin güven duygusu  ve emek verilmesi ile güçlü kalabileceği su götürmez bir gerçek.  Elbette bu konuda da istisnai durumlar vardır. Ancak insanların geneli, temel ihtiyaçlardan biri olan güven duygusunun olmadığı bir ilişkide uzun dönemde tatmin olmaz. Tutku, zaman içinde huzursuzluk tarafından yenilir.

Sevgi nereden başlar?

Sevgi, insanın kendinden başlar. İnsan kendini sevme becerisini artırabildiği ölçüde diğer insanları da sevebilir. Sever gibi yapma hali, şefkatli, canlı ve dolu dolu bir sevgi duyabilmeyle yer değiştirir zamanla. İnsanın kendini sevebilmesi için öncelikle kendine bakmaya cesaret etmesi, kendiyle tanışması, bu yüzleşmenin üstesinden gelerek kendine öfke, tiksinme, acıma duymadan olduğu gibi bakabilmesi  gerekir. 

Bu mümkün olabilir mi?

Kendine karşı duyulan ve gösterilen sevgi ve şefkat de geliştirilebilen becerilerdir.  Bu becerileri geliştirmek elbette kısa sürede olmadığı gibi “mükemmellik” noktasına ulaşmayı hedefleyerek de olmaz. Süreci de olduğu gibi kabul edebilmek bir yandan geliştirilecek bir beceridir.

Bu beceriler nasıl gelişir?

Bu beceriler, kişinin kendini tanımasıyla, kendine ve etrafındaki dünyaya başka bir gözle bakabilmesiyle gelişir. Bunun en kısa yollarından biri psikoterapidir. Her terapi türünün öncelikleri farklıdır. Bazı terapiler farkındalık ve bu becerileri geliştirmeyi odak noktasına koyar. Bu terapiler farkındalık yönelimli terapilerdir. Diğer terapi türlerinde de farkındalık kazanılır elbette ama bahsettiğim gibi odak noktası bu olmayabilir.

Öncelikle farkındalık (mindfulness) ve bu konudaki terapiler ile ilgili bilgi edinmenizi tavsiye ederim. Bu konuda sorularınız olursa bana da yöneltebilirsiniz.

Sevgiyle

Mine Hasırcı
Uzm. Klinik Psk.