12/06/2016

Psikolojik Açıdan Ne Kadar Dayanıklısınız?

  • Anlamlı, destekleyici aile ve arkadaşlık ilişkileriniz var mı?
  • Gerçekçi hedefler koyup, bu hedeflere uygun hareket edebiliyor musunuz?
  • Kendinizle genel olarak barışık mısınız? Kendinize ve becerilerinize güveniyor musunuz?
  • İletişim kurmakta ve problem çözmekte iyi misiniz?
  • Yoğun duygu ve dürtülerinizi idare etmek sizin için pek sorun teşkil etmiyor mu?
Yukarıdaki soruların geneline olumlu yanıt verdiyseniz, psikolojik dayanıklılığınız yüksek gibi gözüküyor. Belki çoğu kişi gibi bazı sorulara olumsuz cevap verdiniz. Olsun, dayanıklılığınızı artırmanız mümkün. Psikolojik olarak dayanıklı olmak sadece bazı insanlara özgü bir beceri değildir. Herkeste bu güç vardır ancak bazılarımızın daha çok geliştirmeye ihtiyacı olabilir. Fakat herkes bu anlamda güçlenebilir.

Psikolojik dayanıklılık,

insanın hayatla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi, zorluklarla başa çıkabilme becerisini belirleyen faktördür. Yani, zorluklarla karşılaştığınızda düşseniz bile yeniden kalkabilme, yıkılmama beceriniz psikolojik dayanıklılığınıza bağlıdır.

Hayatın her alanında ve zamanında güçlüklerle karşılaştığımız düşünülürse geliştirilmesi en önemli özelliktir.

Psikolojik dayanıklılığınız arttığında hayatın zorlukları azalmaz ama aynı zorluklar size o kadar ağır gelmez. Bu da güvende hissetmenizi, kendinize olan güveninizi de etkiler. Tabii tüm bunlar da hem her alandaki performansınızı hem de ilişkilerinizi doğrudan etkiler.

Psikolojik Açıdan Dayanıklılık Neye Göre Oluşur?

Psikolojik dayanıklılığın oluşmasındaki en önemli faktör, çocuklukta ebeveyn veya başka yetişkinlerlerden (diğer akrabalar, öğretmenler) en az biriyle destekleyici ve sağlam bir ilişki kurulmuş olmasıdır. Çocukluk dönemine ek olarak ergenlik çağındaki ilişkiler de dayanıklılığın oluşumunda rol oynar.

Gelişim sürecinde bu tür bir ilişki kurma şansı olmayan kişiler, psikolojik dayanıklılıği yetişkinliklerinde geliştirmek durumunda kalırlar. Bu da tek başına yapılması pek de mümkün olmayan bir haldir. Kurulan sağlıklı, güvenli ve destekleyici bir ilişki kurmaya ihtiyaç duyarlar. Psikoterapinin en önemli görevlerinden biri de bu sağlıklı ilişki görevini üstlenmektir. Psikoterapide kurulan sağlam ve güvenli bir terapi ilişkisi, çocukluğunuzda mahrum kaldığınız bu fırsatı size yeniden sunar.

Nasıl Daha Dayanıklı Olabilirsiniz?

Daha dayanıklı olabilmek için öncelikle şu ana kadar yaşadıklarınıza bir göz atmaktanızda fayda var. Kendinize şu soruları sorun:
  • Kurduğunuz hangi ilişkiler size daha güvende hissettiriyor, size güç veriyor?
  • Hangi zamanlarda pes etmeye meyilli hale geliyorsunuz?
  • Hangi zamanlarda daha umutlu olabiliyor ve dayanıklı durabiliyorsunuz?
İlk dikkat edebileceğiniz nokta çevrenizle ve kendinizle kurduğunuz ilişkiler. İnsanlarla, diğer canlılarla ve doğayla kurduğunuz ilişkileri gözden geçirin. Hangileri sizi besliyor hangileri zehirliyor?

Peki, kendinizle nasıl bir ilişki kurmuş durumdasınız? Kendinizi sürekli eleştiriyor, vücudunuza iyi bakmıyor, kendinize zarar veren davranışlarda mı bulunuyorsunuz? Yoksa bedeninize ve ruhunuza iyi bakıyor, kendinizden mükemmel olmayı beklemeden kabul edebiliyor ve geliştirmeye mi çalışıyorsunuz? Belki de, biraz öyle biraz böyle davranıyorsunuz. Dayanıklılığınızı artırmak için öncelikle şu an daha çok hangi yönde ilerlediğinizi değerlendirin. Eğer sizi istediğiniz hayattan uzaklaştıran bir yol tutturduysanız bunu fark etmeniz değiştirmeniz için en önemli etken.

Hayata bakışınızın ne kadar esnek olduğu da önemlidir. Her şeyin sizin doğrularınıza göre olmasını bekleyemezsiniz ve değişimi durduramazsınız ama tutumunuzu değiştirmek elinizde. Yani “kesinlikle böyle olmalı” dediğiniz ne kadar katı kuralınız varsa o kadar hayalkırıklığına uğrarsınız. Bu tutumu sürdürdükçe de sürekli darbe yer ve kendinizi başka bakış açılarından mahrum edersiniz. Bu durumda bir zorluktan güçlü durabilerek çıkmak pek mümkün değil. Sürekli kendinizle, başkalarıyla veya hayatla savaşırken anlamlı bir şeyler yaratmanız da pek olası değil. Esnek olmak darbelerden hasar görmenizi azaltır yani sizi psikolojik açıdan daha dayanıklı hale getirir.

Kendi bedenine saygı gösterdiğinizi ve değer verdiğinizi yansıtan davranışlar beyninize şu mesajı gönderir: “Ben değerliyim.”. Bedeniniz için yaptığınız yararlı aktivilerin de gücünü azımsamamak gerek. Beslenme ve uykunuza özen göstermek, egzersiz yapmak, vücudunuza iyi bakmak da oldukça önemlidir. Ayrıca yaşadığınız zorluklarla ilgili güvendiği kişilerle konuşmak, bu konularda yazmak, meditasyon yapmak birçok kişinin işine yarayabiliyor.

Amerikan Psikoloji Birliği’nden

Psikolojik Dayanıklılığı Geliştirmek için 10 Öneri

  1. Yakın akrabalar, arkadaşlar ve diğer insanlarla iyi ilişkileri sürdürmek
  2. Kriz hallerini aşılamaz problemler olarak görmemek
  3. Bazı koşulların değiştirilemeyeceğini kabul etmek ve değiştirebileceklerine odaklanmak
  4. Gerçekçi hederler belirlemek ve bu hedefler yönünde ilerlemek
  5. Kararlı davranmak, zorluklarla yüzleşmekten kaçmamak
  6. Bir zorluk veya kayıp sonrasında kendini keşfetmek (“Bu yaşadığımdan kendime ne katabilirim?”)
  7. Problem çözme konusunda kendine güvenini geliştirmek
  8. Probleme daha geniş bir açıdan bakmak, yalnızca probleme odaklanmamak
  9. Olumlu tutumunuzu korumak, iyi şeyler beklemek ve dileklerini hayal etmek
  10. Zihnine, vücuduna iyi bakmak

 

Ne Zaman Profesyonel Yardım Almalı?

Zorluklarla baş etmekte zorluk çekiyor ve bunu bir süredir aşamadığınızı düşünüyorsanız bir uzmandan yardım almanız yerinde olur. Durumun çok ciddi olmasına gerek yok. Günümüzde birçok kişi psikoterapiye gitmek için ağır bir durumunun olmasına gerek olmadığının farkında. Eskiden psikoterapi “deliler için” diye görülürken şimdi kişisel gelişimleri için de birçok kişi psikoterapiye geliyor ve faydalanıyor. Yani eski damgalayıcı ve dar bakış açısı günümüzde azalmış durumda ve azalmaya da devam ediyor.

Ayrıca eğer çocukluğunuzda pek de güven verici, destekleyici ilişkiler kurma şansınız olmadıysa, bu hasarı en kestirme yoldan tamir etme şansını psikoterapide bulabilirsiniz. Alacağınız destek sizi kimseye bağımsız yapmayacağı gibi tam tersi kendinizle ve hayatınızla kurduğunuz ilişkiyi onararak, sizi çok daha dayanıklı yapacaktır.

Mine Hasırcı, Klinik Psikolog


Kaynaklar