10/04/2012

Gebelik ve Lohusalıkta Psikoloji : Lohusalık Dönemi

Gebelik ve Lohusalıkta Psikoloji 


Lohusalık Dönemi:

Anneliğe Geçişi Kabullenmek

Anne olduğunu ve hayatının artık eski düzeninden farklı olacağını kabullenmek bile başlı başına adapte olunması zor olabilir. Elbette bu durum daha çok ilk çocuk için geçerli olmaktadır. Yine de hazır olmadan gebelik sürecine girmiş bir anne sonraki çocuklarında da bu durumu yaşayabilir. Anne olmakla ilgili gebelik sürecinde kaygılı olan kişiler bu dönemde daha da kaygılanabilirler. Anne olmanın sorumluluğunu taşımak imkansız gelebilir ve kişi “Benden anne olmaz.” veya “Çok kötü bir anne olacağım.” gibi olumsuz düşüncelere kendini kaptırabilir.





Düzenin Değişimi

Her doğumla evdeki düzen değişir. Aile bireylerinin hayatı artık yeni bir bireyle zenginleşmiştir. Tabii bu zenginleşme bir yandan yeni çatışma ve zorlukları da beraberinde getirir. Özellikle ilk çocuk ise, anne ve baba sevgili ve eş rolü dışında yeni bir rol edinmiş olurlar. Bu roller elbette sorumluluklarla beraber gelir. Evde roller değişirken, hayat da değişir. Sosyal hayata, romantik ilişkiye, kişisel bakıma ayrılan zaman kısıtlanabilir. Bu anne-babalar (özellikle lohusa olan anneler) kendilerini yalnız hissedebilir, kendilerine hiç vakit kalmadığını düşünüp strese girebilirler. Duruma adapte olmak zaman alabilir ancak bu değişim ile ilgili çocuğa karşı bir öfke veya antipati duyuluyor ise bu durumda psikolojik yardım almak önemlidir. Bu tür duygular ebeveynlerde bu şekilde hissettiği için suçluluk hissi de uyandırabilir.


Ayrıca yardım etmek için geniş aileden bireylerin (lohusanın annesi, babası, kayınvalidesi, kayınpederi vb.) eve gelmesi ve uzun süre kalması da düzeni daha da değiştirerek yardımdan çok zorluğa dönüşebilir. Yardımdan minnettar da olsalar, yeni anne ve baba olmaya alışan çift özgürlüklerinin kısıtlandığı, düzenlerinin kalmadığını düşünerek bu durumdan içten içe rahatsız olmaya başlayabilirler.


Sosyal Destek

Gebelik döneminde olduğu gibi lohusalık döneminde de sosyal destek önem taşır. Gebelikten farklı olarak bu duruma adapte olmaya çalışan sadece anne değildir artık. Hamilelikten babalar çok etkilenmeyebilirken, çocuğun doğumu sonrası problemler yaşayabilirler. Bunun sebebi bebeğin doğumuyla onların da hayatının direkt olarak etkilenmesidir. Bu durumda eşlerin birbirine destek olması bu dönemi en rahat şekilde atlatmayı sağlar.

Lohusalık Döneminde Ne yapmalı?

Lohusa ve Eş: Eski düzene artı olarak yeniden veya ilk defa anne-baba rolünün eklenmesi ile hem anne olan lohusanın, hem de baba olan eşin adapte olması için zamana ihtiyaç vardır. Yeni sorumluluklar ve düzendeki büyük değişiklikler ile beraber zorlandıklarını hissettikleri durumlar illa olacaktır. Önemli olan bu dönemde eş olarak birbirine destek olmak, birbirini dinlemektir. Düşünce ve duygularınızı paylaşıp birbirinizi anlamaya çalıştığınız bir durumda tüm güçlüklerle başa çıkmak daha kolay olacaktır. Özellikle babalar, lohusa olması ve uzun süreli bir gebelikten çıkmış, henüz doğum yapmış olan eşlerinin durumunun daha zor olduğunu görerek biraz daha alttan almaya, anlayışlı olmaya çalışmaya çalışmalıdırlar. Güçlüklerle başa çıkmakta zorlandığınız noktada psikolojik destek almak, sorunlar ilerlemeden müdahale etmek adına önemlidir.  

Sosyal Çevre: Önemli bir adaptasyon döneminden geçen çifte etraflarındaki kişiler destek olmalı ancak destek olayım derken yük olmamaya çalışmalıdır. En iyi destek yardım istediklerinde yardıma hazır olduğunuzu belirtip kararı onlara bırakmaktır. Bu durumda ihtiyaçları olduğunda destek olurken, istemediklerinde rahatsız etmemiş olursunuz.




Postpartum (Doğum sonrası) Depresyon 
ve Annelik Hüznü



Postpartum (Doğum sonrası) Depresyon: Doğumdan sonraki 4 hafta içinde ortaya çıkar. Atipik (genelin dışında/tipik olmayan) bir depresyon olarak  değerlendirilir. Lohusalık/Annelik hüznü’nden farklıdır.  

Lohusalık/Annelik Hüznü: 1-2 günden 1-2 haftaya kadar hafif düzeyde sıkıntılar ile seyreder. Lohusalarda görülme sıklığının %50-85 arasında değişim gösterdiği bulunmuştur. Bu oranın oldukça yüksek olduğuna dikkat çekilmelidir.  Ancak bu sıkıntıların 2 haftadan uzun sürmesi, dayanılamayacak hale gelmesi veya tehlike arz ettiği düşünülmesi (kendine ya da bir başkasına) halinde en kısa sürede psikolojik değerlendirme ve destek gereklidir.  

Postpartum Depresyon Ölçütleri: (Koyu renkle  vurgulanmış olanlar genellikle annelik/lohusalık hüznünde görünmez.)
• Kendini değersiz hissetme, yetersizlik ve kendine güvensizlik, kendini çaresiz hissetme – içe kapanma
• Anksiyete (kaygı) ve panik ataklar,
• Suçluluk hissi,  ağlamaklı hal ve kontrolsüzce ağlama,
• Hareket ve konuşmada yavaşlık/ ajitasyon veya hiperaktivite
• İştah bozuklukları (çok az veya fazla yeme), uyku bozuklukları,  düşüncelerde karışıklık ve unutkanlık,
• Duygusal dengesizlik, öfke hissi, düşmanlık
• Umutsuzluk ve yetersizlik hissi, ölüm ve intiharla ilgili düşünceler,
• Konsantrasyon ve karar verme yeteneğinde azalma, keder,
• Enerji ve motivasyon kaybı, yoğun umutsuzluk, yalnızlık, korku, kayıp, kontrol kaybı ya da çıldırma korkusu, yaşamı anlamsız bulma,
•  Cinsel isteksizlik, bebeğe karşı ilgisizlik, bebeği için aşırı endişelenme, bebeğe zarar vermekle ilgili düşünceler

Postpartum Depresyonun Tedavisi: Postpartum depresyonun tedavisi de gebelik sürecindeki depresyon tedavisi ile benzerlik göstermektedir. Aynı şekilde psikoterapi, ilaç ile tedavi (emzirmeye göre düzenlenir) ve diğer yöntemler tercih edilmektedir.


Lohusalık döneminde yaşanan sıkıntılar 2 haftayı geçtiği zaman veya çok yoğun sıkıntı içinde olunduğu takdirde hemen yardım alma yolunca adım atmalısınız. Eğer anne yardıma ihtiyacı olduğunun farkında değil ise bu noktada destek olup yardım almasına yardımcı olma konusunda iş yakınlarına düşüyor. 



Huzurlu ve sağlıklı günler dilerim.


Mine HASIRCI, Klinik Psikolog