2/16/2016

“Bir Şeyden Gerçekten Vazgeçebilirsen O Zaman Olur.” Gerçekten öyle mi?

Son zamanda seanslarımda da, günlük hayatımda da çok sık duyduğum bir cümle bu. Üzerine bu konuda bir yazı talebi de gelince artık bu konuda yazmaya karar verdim.

Bir şeye kafayı taktıysanız o iş olmayacağına ve gerçekten vazgeçerseniz olacağına dair bir inanç var.

Peki gerçekten öyle mi?

“Bir şeye/birine kafayı takmak” nasıl olur önce bir buna bakalım. Eğer bir şeye takılıp ondan başka şey göremez hale geldiyseniz bu yapıcı değil yıkıcı olur çünkü hayatınızı ve vizyonunuzu kısıtlayan bir hale gelir. Bir şeye odaklanıp, hayattaki diğer alanları, kişileri, şeyleri de unutmamak bundan ayrı tutulmalı.
Örneğin, gözünüzün işinizden başka bir şey görmüyorsa bu sosyal hayatınızı, sağlığınızı ve sonunda psikolojik durumunuzu olumsuz yönde etkiler. Oysa işinize önem veriyor, emek veriyor ama hayatınızın diğer alanlarını da ihmal etmiyorsanız o zaman yapıcı olur ve hatta genel mutluluğunuzu da artırır.

Takıldığınız şey ya da kişinin, ilk durumdaki gibi görüşünüzü kısıtlayan bir halde olduğunu düşünelim. Peki, bu durumda vazgeçersek istediğimiz sonucu elde edebilir miyiz?

Buradaki en önemli tuzak zaten bu cümleyi kurarken vazgeçmek bir yana, vazgeçme planıyla yine sonuca ulaşmaya çalışıyor olmak. Bu durumda zaten vazgeçmiş olmuyorsunuz.

Gerçekten vazgeçtiğiniz noktaya gidelim. Bu durumda istediğimiz olur mu?

Olabilir de olmayabilir de. Eğer görüşünüz kısıtlanmış bir haldeyken daha sağlıklı düşünebilir, duruma daha geniş açıdan bakabilir hale geldiyseniz bunun sonuca da olumlu etkisi olabilir. Bazı durumlarda ise tek engel sizin bakış açınız değildir. Bir başka deyişle, siz olayı her açıdan da görebilseniz (ki bu mümkün değildir) sonuç istediğiniz gibi olmaz. Bazen başka faktörler sizin bakış açınızdan çok daha etkilidir. Böyle durumlarda çözüm, ilk başta davranış ve tutumlarınıza bakmak, durumu yerniden değerlendirmek, elinizden gelen bir şey yoksa da kendini hırpalamayı bırakmaktır. Elinizden gelenin bittiğini kabul etme ve devam etme noktası burasıdır. Bu pes etmek değildir; yürümeyen bir durumda inat etmemektir.

Özetle, bir şeye takılıp kalmışsanız bu takıntılı durumdan çıkmak her türlü yararınızadır fakat bu istediğinizi elde edeceğinizi garantilemez. İsteklerimiz, hem bizim kontrolümüzde olan ve değişiklik yapabileceğimiz faktörlerden, hem de başkalarıyla ya da başka koşullarla ilişkili faktörlerden etkilenir. Bu durumdaki en sağlıklı tutum kendi payımıza düşen kısma bakmak, diğer faktörlerle ilgili de kendimizi hırpalamaktan vazgeçmektir. Sonucunda isteğiniz belki olur, belki olmaz. Bazı durumlarda da isteğimizi sonradan değiştirebilir; olsaydı bizim için faydalı olmayacağını görebiliriz.

En başta, bizim için en faydalı sonucun ne olduğundan emin olamayacağımızı kabul etmeliyiz belki de. Ne dersiniz?  

Sevgiyle,

Mine Hasırcı